Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Halk TV'ye yönelik müdahale ve kayyım atandığı yönündeki iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaşananları basın özgürlüğü ve demokrasi açısından değerlendiren Kazım Kurt, televizyon kanalına yönelik uygulamaların Türkiye'deki siyasi gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını savundu.

Kazım Kurt, açıklamasında, "Bir ülkenin televizyon kanalına şafak vakti polisle giriliyor, ardından kayyım atanıyor. İktidarın görmek istemediği gerçekleri ekrandan silerek ortadan kaldıracağını sananlar var." ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki ekonomik ve siyasi gelişmelere değinen Kazım Kurt, vatandaşların geçim sıkıntısı ve adalet arayışı içerisinde olduğunu belirtti. Kazım Kurt, "Halk TV'ye yapılan müdahaleyi, ülkenin içinden geçtiği süreçten bağımsız değerlendiremeyiz. İnsanlar geçim derdinde, adalet arayışında, fon yolsuzluğunun hesabını soruyor." dedi.

Müdahalenin zamanlamasına da dikkat çeken Kazım Kurt, Türkiye'nin en büyük siyasi davası olarak nitelendirdiği davada savunmaların başlayacağı gün, milyonlarca kişinin izlediği bir televizyon kanalına el konulduğunu öne sürdü.

Belediyelere yönelik uygulamalarla basına yönelik müdahaleler arasında bağlantı kuran Kazım Kurt, "Belediyelerde halkın oyuyla ortaya çıkan iradeyi tanımayan anlayış, şimdi de halkın neyi izleyeceğine, hangi haberi dinleyeceğine karar vermek istiyor." ifadelerini kullandı.

Muhalif gazetecilerin tutuklandığını, sosyal medya hesaplarının kapatıldığını ve eleştirilerin suç gibi gösterildiğini savunan Kazım Kurt, "Demek ki mesele, kimin ne söylediğinden çok, insanların gerçeği duymasından korkmak." değerlendirmesinde bulundu.

Halk TV çalışanlarına destek veren Kazım Kurt, "Halk TV'de çalışan gazetecilerin, teknik ekiplerin, tüm emekçilerin ve ailelerinin yanındayız. Özgür basın, demokrasinin vazgeçilmezidir." dedi.

Kazım Kurt, açıklamasının devamında, "Bir ülkede iktidarın hoşuna gitmeyen haberler yapılamıyorsa, orada hepimizin kaybedeceği bir şey vardır." ifadelerine yer verdi.

Kazım Kurt, açıklamasını, "Bir ülkenin gerçeği, bir kanalın ekranından ibaret değildir. O gerçek, milyonlarca insanın yaşadıklarında, tanıklıklarında ve vicdanında yaşamaya devam eder." sözleriyle sürdürerek halkın iradesini, basın özgürlüğünü ve demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini belirtti.