Eğitim İş, Milli Eğitim Bakanlığının 81 ile gönderdiği 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler Genelgesi hakkında yazılı açıklama yaptı. Sendika, genelgede yer alan bazı düzenlemelerin öğretmenlerin mesleki özerkliğine müdahale oluşturduğunu savunarak dava açtığını duyurdu.

Eğitim İş açıklamasında, genelgenin eğitimin sorunlarına çözüm getirmek yerine öğretmenler üzerindeki denetimi artırdığı ileri sürüldü. Açıklamada, "Eğitim-İş olarak, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezî talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan genelgeye karşı dava açtığımızı kamuoyuna duyururuz." ifadelerine yer verildi.

Kılık kıyafet ve önlük düzenlemesine tepki

Eğitim İş, genelgede yer alan kılık kıyafet ve önlük düzenlemesine karşı daha önce aldıkları eylem kararının arkasında olduklarını belirtti. Açıklamada, yeni dönemde alınacak eylem kararlarının önlük uygulamasını da kapsayacak şekilde genişletileceği bildirildi.

Açıklamada, "Kılık-kıyafet eylem kararımızın arkasındayız bu dönemde alacağımız eylem kararını önlük dayatmasını da kapsayacak şekilde genişleteceğiz. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile okul idarelerinin olası baskı ve dayatmalarına karşı hiçbir üyemizi yalnız bırakmayacağız." denildi.

Sendika, kılık kıyafet ve önlük uygulamasının öğretmenlerin mesleki özerkliği ile kişisel yaşam alanına müdahale olduğunu savundu. Açıklamada, "Genelgede yer alan kılık-kıyafet ve önlük dayatması, öğretmenlerin mesleki özerkliğine ve kişisel yaşam alanına açık bir müdahaledir." ifadeleri kullanıldı.

Öğretmenlerin çalışma koşulları gündeme getirildi

Eğitim İş açıklamasında, öğretmenlerin ekonomik koşullarına ve okullardaki personel eksikliklerine de dikkat çekildi. Sendika, Bakanlığın önceliğinin kılık kıyafet düzenlemesi olmaması gerektiğini belirtti.

Açıklamada, "Öğretmenler açlık ve yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi verirken, okullarda temizlik ve güvenlik personeli yokken, çocuklarımız okula aç gelip giderken, öğretmenler ücretli-sözleşmeli gibi çalışma koşullarıyla sömürülürken Bakanlığın öncelikli meselesinin kılık-kıyafet olması kabul edilemez." denildi.

Öğretmenlik mesleğinin saygınlığının kıyafet düzenlemesiyle sağlanamayacağı belirtilen açıklamada, "Öğretmenlik mesleğinin saygınlığı tek tip elbise dayatmalarıyla değil; insan onuruna yaraşır ücret ve çalışma koşullarıyla, can güvenliğini koruyan yasal düzenlemelerle ve öğretmenleri ayrıştırarak değersizleştiren istihdam modellerinin kaldırılmasıyla korunabilir." ifadelerine yer verildi.

"Öğretmenin saygınlığı üniformadan değil"

Eğitim İş, bazı çevrelerin genelgeye yönelik değerlendirmelerine de tepki gösterdi. Açıklamada, genelgenin "teşhircilikle mücadele", "edep" ve "adap" ifadeleri üzerinden savunulmasının özellikle kadın öğretmenler açısından kabul edilemez olduğu belirtildi.

Açıklamada, "Yandaş çevrelerin ve iktidar güdümlü medyanın bu genelgeyi 'teşhircilikle mücadele', 'edep' ve 'adap' gibi kılıflarla savunması mesleğimize ve özellikle kadın meslektaşlarımıza yönelik açık bir hakaret ve itibar suikastıdır." denildi.

Eğitim İş, açıklamasını öğretmenlerin mesleki yeterliliğinin kıyafet üzerinden değerlendirilmesine karşı olduklarını belirterek sürdürdü.

Açıklamada, "Öğretmenin saygınlığı üniformadan değil; bilgi birikiminden, dokunduğu hayatlardan ve aydınlanmacı kimliğinden gelir." ifadeleri kullanıldı.

Eğitim İş, Milli Eğitim Bakanlığının eğitim politikalarını da eleştirerek genelgeye karşı hukuki ve sendikal mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı. Açıklamanın sonunda, "Eğitim-İş olarak, emeğimiz, onurumuz ve özgürlüğümüz için mücadele etmeye devam edeceğiz." ifadelerine yer verildi.